
Tüm göçmenler göç ettikleri ülkede birer yabancıdır. Yabancı olmak zaman zaman bize köksüz olduğumuzu hissettirebilir. Kendimize fırsat yaratmak için tercih ettiğimiz yeni ülkelerde kendimizi yalnızlık duygusu ile boğuşurken bulabiliriz.
Yapılan çalışmalar, göç yaşantısı ile psikolojik rahatsızlıklar arasında önemli bir ilişki olduğunu bizlere gösteriyor. En başta kendi ailesinden, alıştığı çevreden ayrılması kişiyi zorlarken, bunun yanında yerleşilen ülkedeki kültürel farklılıkların büyüklüğü bu süreci daha da artırıyor aslında. Özellikle ilk zamanlarda iletişim kurulan kişilerin sınırlı olması, kişiyi kendi kabuğuna çekilmeye itmekte. Böylelikle stres düzeyi artan kişi, yıpratıcı duygular ve düşünceler içinde kalması kaçınılmaz oluyor.
Bu tür zorlayıcı duygularla başa çıkmak için online terapi veya psikolojik danışmanlık gibi destek mekanizmalarına başvurmak oldukça etkili olabilir. Uzaktan seans seçenekleri sayesinde yaşadığınız ülke neresi olursa olsun bir uzman desteği alabilir, süreci daha sağlıklı yönetebilirsiniz.
Göç Ne Demektir?
Göç, temelde kişinin bir yerden ayrılıp başka bir yere konumlanmasıyla gerçekleşir, ancak sadece fiziksel anlamda bir kopuşu içermez. Konumsal sürekliliğin kaybıyla birlikte ruhsal sürekliliğin de bir süreliğine kaybı yaşanır. Bu nedenle kişinin iç dünyasında da birçok duyguyu canlandıran bir süreçtir.
Göç eden kişinin yaşı, ekonomik durumu, inancı, kültürel arka planı, göç ettiği ülkenin koşulları, dil bilgisi gibi birçok etken, kişinin psikolojik durumunda etkili olmaktadır. Bu sebeple her kişinin göç sonucunda verdiği tepki birbirinden farklıdır.
Psikolojik Etkileri Nelerdir?
Bir başka ülkede yaşam kurmak demek, belirsizliğin içine atlamak demektir. Her ne kadar yurtdışına çıkmak işiniz, geleceğiniz için avantajlı bir durum olsa da birçok şeyi geride bırakmanız gerekmektedir. Geride bıraktığınız en önemli şeylerden biri de güven duygusudur.
Doğduğunuz ülkede, koşullar ne olursa olsun, o ülkenin kültürünü ve değerlerini bilmenin beraberinde getirdiği bir güven duygusu vardır. Kişi yurtdışında yaşamaya başladığında bu duyguyu arkada bırakmak ve yeni adaptasyona açık olmak durumundadır.
Belirsizlik bizler için her zaman zorlayıcı bir durumdur. Emin olmama, sonuçlarını kestirememe hali. Bu belirsizlik, beraberinde yıkıcı duyguları da getirir. Hepimiz belirsizlikten bir an önce sıyrılıp yine o güven duygusuna kavuşmak isteriz. Geçen süreçte zaman zaman zorlanıp kendimizi kötü hissetmek olağandır.
Bu noktada, online yetişkin terapi desteği alarak içinde bulunduğunuz süreci daha sağlıklı yönetebilir, kendinize yeni bir yol haritası çizebilirsiniz.
Göç Sürecinin Aşamaları
Öncelikle şunu farkına varmamız gerekir ki göç, aslında bir yas sürecidir. Bütün yas süreçlerinde olduğu gibi her kişinin tepkisi farklıdır. Bu sebeple, sizinle aynı koşullarda yaşayan kişilerle kendinizi kıyaslamak hiçbir zaman doğru bir yaklaşım olmayacaktır. Her kişinin alışma ve adaptasyon süreci kendine özeldir.
Öncelikle yaşadığınız kötü duygu durumunun farkında olmak ve kendinize bunun için izin vermeniz gerekir. Her yas sürecinde olduğu gibi belli aşamalardan geçerek kendimizi iyileştirmek adına ilerlemiş oluyoruz aslında.
Gelin, bu aşamalara beraber bakalım. Unutmayalım ki yaşadığımız şeyin farkında olmak, bu durum ile baş etmemizi kolaylaştıran en önemli etkenlerden biri olacaktır.
- Birinci aşama ilk 6 aylık süreci kapsamaktadır. Bu süreçte yeni hayatı ve ortamı anlama aşamasıdır. Görece olarak bu süreç biraz daha kolay atlatılabilmektedir. Araştırmalara göre göç eden kişiler bu aşamada adaptasyonu pozitif yönde görmekte ve kendilerini daha iyi hissetmektedir.
- İkinci aşama 6 ay ile 18 ay arası süreci kapsamaktadır. Bu süreci kriz aşaması olarak değerlendirebiliriz. Kişiler adaptasyon süreci içerisinde kendini günden güne daha yalnız ve üzgün hissetmeye başlayabilirler. Bu süreçte kişinin kendine karşı olan yıkıcı düşünce ve duyguları artma eğilimindedir.
- Üçüncü aşama ise 18. ay ve sonrasını kapsayan süredir. Bu aşamada kriz sürecini aşan kişi, adaptasyonun günden güne daha iyiye gittiğini hissetmeye başlar. Olumlu duygular tekrar geri dönmüş ve kişi kabuğundan çıkmıştır.
Bu şekilde aşamalara böldüğümüz göç süreci, sizler için belirli bir çerçeve oluşturabileceği umudundayım. Tabii ki bu süreç herkes için aynı ilerlemek zorunda değildir.
Bu noktada, online terapi hizmetlerinden yararlanarak sürecinizi daha sağlıklı bir şekilde yönetebilir, duygularınızı daha iyi anlamlandırabilirsiniz.
Yurtdışında Yaşamanın Ortaya Çıkartabileceği Bazı Duygular
- Köksüzlük: Bazen kişi, bir yere ait olmama duygusu içerisinde bocalayabilir. Öğrenmiş olduğu kültürden, yani bu kültürün vermiş olduğu güven duygusundan uzakta yaşamaktadır. Bu da kişiye zaman zaman köksüz kaldığı hissini verebilir.
- Suçluluk Duygusu: Kişinin geride bıraktığı kişilere ve değerlere karşı hissettiği suçluluk duygusudur. Aynı zamanda kişinin üzerinde "artık mutlu olmalıyım" baskısı vardır. Bu beklentiyi karşılayamayan kişi, bilinçli ya da bilinçsiz olarak kendini suçlama eğilimi gösterebilir.
- Yalnızlık Duygusu: Kişinin yeni ülkesinde, değerler ve insanlar açısından yabancılık hissetmesi yalnızlık duygusunu artırabilir. Aynı zamanda geride bıraktıklarına karşı hissettiği suçluluk, bilinçli ya da bilinçsiz olarak yalnızlık hissini daha da güçlendirebilir.
- Özlem Duygusu: Kişi, yeni ülkesinde olmayan şeyleri—insanları, kültürü, doğayı—özlemeye başlar. Bu özlem duygusu doğal olmakla birlikte, yönetilmediğinde zorlayıcı olabilir.
Neden Psikolojik Desteğe Başvurmalıyız?
Bazı kişiler için bu süreç daha kolay geçerken, bazıları yukarıda bahsettiğim gibi kriz aşamasında takılıp kalabilir. Bu tıkanmanın birçok nedeni olabilir. Online terapi, bulunduğunuz yerden destek almanıza imkan tanıyarak süreci kolaylaştırabilir.
Eğer bu duyguların yoğun ve yıkıcı hale geldiğini hissediyorsanız, yalnız olmadığınızı bilin. Uzaktan seans imkanı ile uzman desteği alabilir, göç sürecinizi daha sağlıklı bir şekilde yönetebilirsiniz. Unutmayın, her zaman başka seçenekler mevcuttur. Yeter ki aramak için gücünüz olsun…